Avrupa Rüyası ile Avrupa Turu - Part 2 -Temmuz'22

Updated: Oct 13

12.10.2022

Değerli Dostlarım,

Herkese merhaba. Yazının ikinci kısmını yazmak için ancak fırsat buldum. Kaldığımız yerden, güzel İsviçre'den devam edelim. Yazının bu kısmında bahsedeceğim yerler:
4.Fransa:

Alsas Kasabaları, Colmar, Strasbourg, Paris


5.Belçika:

Brugge


6.Hollanda:

Amsterdam, Zhan Shans, Volendam


7.Almanya:

Berlin, Dresden


İtalya'dan İsviçre'ye geçerken, Como gölü bir tarafımızda, muhteşem güzellikteki dağlar öbür yanımızda, harika bir seyahat geçirdik. İşte seyahati kara yolu ile yapmak için bir sebep daha, uçakla yapılan seyahatlerde bu güzellikleri görme şansı kısıtlı oluyor gerçekten de. Müthiş manzaralara ağzımız açık bir şekilde baka baka Zürih'e ulaştık. Zürih çok sevdiğim yerlerden biri. Merkezde bir tur atıp, hemen fondü yemek için kolları sıvadık :). Adler Fondue, Zürih'e gittiğinizde tavsiyedir. Zürih'de yapılacak bir nehir turu, şehri keşfetmek adına güzel bir adım olacaktır.

Geceyi Mulhouse'daki pitstop'umuzda geçirdikten sonra, ertesi gün Fransa'nın Alsas Kasabalarına geçtik. İlk defa geldiğim bu yer, Aman Allah'ım bir yer benim için :). Bu kadar sevimli, tablo gibi kasabalarda zaman geçirmek kesinlikle büyük bir ayrıcalık. Eguisheim, Kaysersberg ve Riquewihr, bölgede ziyaret edilmesi gereken yerler. Bu bölge, özellikle Riquewihr, Riesling beyaz şarapları ile meşhur. Dilerseniz şarap tadımı yapabilirsiniz. Tüm kasabalarda genel itibariyle seyre doyduk, güzel fotoğraflar çektik ve anılar biriktirdik. Buradan da bir başka sevimli şehir Colmar'a geçtik. Colmar'da bir kaç tane Michelin yıldızlı yer bulma şansınız var. Zamanı gelince hepsine gelmek üzere notlarımızı aldık :).

Not: Alsas Kasabaları'nın en güzel zamanlarından biri, şüphesiz ki Christmas zamanı. Aralık ayında bu bölgelerde Christmas pazarları kuruluyor. Biz de bu sene Avrupa Rüyası ve can dostlarımız ile bu bölgeye geleceğiz Aralık'ta. Çok heyecanlıyım.

Alsas Kasabalarında geçirdiğimiz muhteşem günün ardından, bir sonraki rotamız olan Strasbourg'a geçtik. İlk kez geldiğim bu yerden çok etkilendim. Notre Dame Katedrali tüm büyüleyiciliğiyle bizi karşıladı. Şehirde yürüyüş yaptık, La Bedaine isimli restoranda müthiş bir yemek yedik. Tavsiye ederim. Ardından hava karardı ve o büyüleyici katedraldeki ışık oyunlarına denk geldik. Ağzımız açık bir şekilde bu görsel şöleni izledik. Ve Paris'e doğru gece yolculuğumuzu yapmak üzere yola koyulduk.

Ve Paris! Yeryüzündeki top 3 şehrimden biri. Frankofon olmam dolayısıyla da bir çok kez bulunduğum, her gittiğimde farklı tat aldığım, burada kesinlikle yaşayabilirim dediğim bir şehir. Mükemmel şehir... Ve gözümüzü Sacre Coeur'de açtık, sabah yürüyüşümüzü yaptık sanat sokağında. Krep ile kahvaltımızı yaptık. Ve başladık Paris sokaklarında kaybolurcasına gezmeye. İlk akşam Buddha Bar'da yemeğimizi yedik, harika sushiler yedik. Dubai'deki Buddha Bar maceramızdan sonra tüm dünyadakileri keşfetmeye and içmiştik, bu da o rotalarımızdan biri idi :). Vandome meydanı ve Opera gezilerimizden sonra otelimize geri döndük. Ertesi gün en sevdiğim bölgelerden biri olan St Germain des Pres'de kahvaltı ve yürüyüşle günümüze başladık, Paris sokaklarını arşınladık. Paris'in vazgeçilmezlerinden L'ange 20'de öğlen yemeğimizi yedik, bu restoran çok başarılı bir restoran, Michelin yıldızı olmasa da tavsiye edilenleri arasında. Ve akşam büyüleyici Moulin Rouge show'unu izledik.

Ertesi gün Hollanda'ya doğru yollanmak üzere, ilk durağımız olan Brugge'de vakit geçirerek, Amsterdam'a doğru ilerledik. Brugge tam bir ortaçağ kasabası, gittiğinizde kendinizi çok iyi hissedeceğiniz bir masal şehir. Brugge'e gittiğinizde midye yemeyi, Chez Albert'de waffle'ın tadına bakmayı ve nehir turu yapmayı unutmayın.

Güzel Amsterdam'a geldiğimizde bir şehir turu yaptık ve dinlenmeye çekildik. Amsterdam'da yapılacaklardan biri, kesinlikle nehir turu. Böylelikle şehrin detaylarını görme şansınız oluyor. Amsterdam'da da evler kanalın kenarında olmasından ötürü yavaş yavaş yamulmakta. Bu sebeple yan yana seri bir şekilde inşa edilmiş durumdalar. Cephelerinin dar olma sebebi, vergi kaynaklı. Nehire olan cephe genişledikte, evlerin vergisi de artıyor. Arkaya uzanan evlerde vergi sorunsalı yok fakat ön cepheler problemli. Amsterdam ile ilgili bir değişik bilgi ise, eskiden okuma yazma oranı bölgede çok düşük olduğundan, bu evlerde oturan kişiler hangi meslek grubu ile ilgili ise, buna göre evin cephesinde uygun bir simge yer alması. Örneğin, evde oturan kişinin mesleği doktorluk ise, evin kapısında buna uygun simge yer almakta.

Ertesi gün bizim favorilerimizden olan Volendam bölgesine geçtik. Burada sokaklarda dolanmak ve bölgeyi tanımak çok keyifli. Mutlaka deniz ürünlerinin tadına bakın. Ve güzel Zaanse Schans! Hollanda'nın güzel peynirlerinin nasıl üretildiğini gördüğümüz bu masal kasabasında harika anılar biriktirebilirsiniz. 2 saat süre Zaanse Schans için yeterli.

Akabinde bir sonraki durağımız Berlin için gece yolculuğumuza çıktık. Berlin duvarı, Yahudi müzesi, Brendenburg Kapısı, Atatürk'ün şehre geldikçe konakladığı otel, Charlie's Check Point hepsini görme şansınız var. Berlin, 2. dünya savaşında yerle bir olmuş bir şehir, sonrasında resmen küllerinden doğmuş ve her şey yeniden yapılmış. Berlin'e biraz vakit ayırabildiğinizde çok güzel kafelerin olduğu bölgeleri keşfetme şansınız mevcut. Mitte bölgesi, şehrin en güzel yerlerinden.

Dresden, bir sonraki Almanya durağımız. Daha önce hiç bulunmadığım, masal gibi bir şehir. Zwinger Sarayı'nın muhteşem yapısı görmeye kesinlikle değer. Bana en değişik gelen şeylerden biri, sarayda yaşayan soyluların kiliseye rahatça girebilmesi için saraydan kiliseye gizli bağlantı köprülerinin bulunması idi. Tam bir festival şehri Dresden, yolunuz bu bölgeye düşerse, şehirde görülecek ve sosyalleşecek pek çok imkan mevcut.

Ve buradan sonra yavaş yavaş ülkemize dönüş başlıyor. Yazının son kısmında bundan bahsedeceğim. Keyifli okumalar dilerim.


Sevgiler,

İrem ŞİMŞEK


Not: Tüm fotoğraflar için instagram hesaplarımı takip edebilirsiniz: gurmegezginbirisi, iremataysimsek
5 views0 comments

Recent Posts

See All